Yurtiçi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mesafe
İstatistikler
Toplam: 34732
Aktif: 3
Bugün: 47
Dün: 128
Revize Yazılar

Bana Ulaşın

        

 

......

Vatikan

Roma'nın içinde ufacık minni minnacık bir ülke Vatikan.

image

Yaklaşık 900 kişinin yaşadığı ülkeye turist olarak gelenlerin sayısı milyonları aşıyor. Buraya ulaşmak için Via Condotti den bi taksiye atlayıp yüksek duvarlarla örülü izole devleti ziyarete gittik. Caddeden yaklaşık 2-2,5 km uzaklıktaki Vatikan'a gidebilmek adına 5 kişi taksiye 10€ ödemiştik. Buralarda bi kural var ki taksilerdeki valizlerinizden de sanki yolcuymuş gibi para alıyor İtalyanlar. Ancak ne disco gibi taksilere ne de içinde arabesk söyleyen şoförlere rastlıyoruz. Kısa bi yolculuğun ardından da şoför bey St. Peter Meydanı'na bırakıyor bizi. 

image

Hemen arkamda ki gördüğünüz parmaklıklar İtalya'yla Vatikan'ı birbirinden ayıran sınır. Papanın konuşma yaptığı vakitlerde parmaklıklar kaldırılıyor ve meydan 200 bin kişiye ev sahipliği yapabiliyor. Sorgusuz sualsiz meydana dalıveriyoruz ancak dikkat edilmesi gereken husus ülkenin gümrüğünün kilisenin kapısının olmasıdır. Meydanda özgürce dolaşabiliyorsunuz lakin kiliseye girerken didik didik aranıyor ve kıyafetinizin uygunluğuna bakılıyor. 

image

Meydanda Mısır'dan getirilen ve kimin tarafından dikildiği bilinmeyen bir de obelisk mevcut. Aynısından Dünya'nın 7 büyük kentinde olduğunu Paris yazımda belirtmiştim. Tabi ki romada pek çok dikilitaş bulunuyor amma şüphesiz ki en eskisi buradadır. Üstüne de bir haç yerleştirilmiş olan obelisk aynı zamanda bir güneş saati işlevi de görüyor. 

284 sütunun çevrelediği meydanda 96 aziz heykeli var.(mış) İki de çeşmenin bulunduğu meydandan papanın yüzü suyu hürmetine besmele çekip suyumu içtim. Bir ferahlama, aydınlanma geldikten sonra bazilikanın yolunu tuttuk. Bazilikayı kileseden ya da katedralden ayıran fark ise temelde papa tarafından onurlandırılmış olması şart koşuluyor. 

image

Resimde görülen tahta bloklar ülkenin caddeleri adeta. Karşıdan karşıya yanlamasına geçmek adına snake oynar gibi bi sağa bi sola gitmeniz gerekiyor. Bazilikaya girişte aynı bu şekilde koridorlardan geçerek sağlanıyor. İçeri girebilmek için alkol, kesici delici alet ve evcil hayvanın olmaması gibi pek çok uyarı var. Ancak benim unuttuğum bir nokta var ve o da şu ki çantamda İsviçre'den aldığım çakı bulunmakta. İkinci Ağca vakası yaşanmaması adına xrayden geçerken ekibimiz benim için seferber olmuş ve çantalarını benimkinin üstüne atarak çakının kamufle olmasını sağlamışlardıı kiii o sırada İtalyan polisi sıcaktan bunalmış halde, geçen turist kızları kesiyordu. Bu kadar gereksiz atraksiyon yaşadıktan sonra 138 metrelik dev bazilikaya ilk adımı atmıştık. 

image

Rönesans - Barok tarzında inşa edilen yapının mimarı Michelangelo. Gerçi Mimar Sinan daha güzelini yapardı diye düşünüyorum. 6 senede Selimiye gibi bir şaheseri yapan zihniyet 120 yılda tamamlanan bazilikaya kim bilir nasıl mucizeler katardı. 1506 yılında tamamlanan mabedde pek çok rönesans sanatçısının imzası var. 150 den fazla papaya da mezar olan yer, aynı zamanda bir kabristan ve bu da kutsallıkta combo yapmasına olanak sağlıyor. 

image

Her bi yanda ki heykellere, mezarlara, fresklere, işlemelere bakarken birden çanlar çalıyor ve ilahiler söylenmeye başlıyor. Saat 6 yı vurduğu zaman Vatikan'da akşam ezanı okunuyor. Ancak makamı biraz değişik. 

image

Fotoğrafı çektiğim yer bariyerlerin arkası. Zira kutsal emanetler bulunduğundan kilisenin belli bir kesimine girmek yasak. Anca böyle bariyerler ardından, hindu görevlilerin eli kolu arkasından izlenebiliyor. Kutsal emanetlerden kastım, karede gözüken “baldaken” 32 metrelik bronz yapı. Bu yapının altında İsa'nın 12 havarisinden biri olan ve aynı zamanda ilk papa olan Aziz Petrus'un mezarı bulunmaktadır. Arkadaki ışıldaklı yer ise akşam ayininin düzenlendiği yer olan Peter'in Koltuğu. Bu koltuk neredeyse yarım milenyum yaşında ve papalar törenleri buradan yönetiyor(muş).

image

İç kapasite yaklaşık 20 bin kişi ve 200-300 kadar hristiyan sembolik olarak bu ayine katılabiliyor. Bende bu fırsat kaçmaz deyip Hindu görevliye yaklaştım ve çok uzaklardan burayı görmek için geldiğimizi belirterek bizi ayine alması için rica ettim. Önce bi tipimi süzdü ve sanırım beni papaz çocuğuna benzetti. 

image

Baldakenin önündeki sıralara etraftan gördüğümüz gibi çöktük.Her tarafta Kardinalleri koruyan güvenlik görevlileri, elleri kınalı, başı kapalı rahibeler, dua eden ve istavroz çıkaran yüzlerce insanı gördükten sonra ne kadar ciddi ortamın içine girdiğimizi ve kendimizi ne denli riske attığımızı fark ettim. 

Ayin devam edip biz de ayindeki ritüellere biat ederken koro devreye giriyor ve latince ilahi söylemeye başlıyordu. fotoğrafta da görülen crepuscular ray yani “tanrı ışıkları” olarak çevirebileceğimiz ışık huzmeleri her delikten içeri sızıyor ve düştüğü yer bakımıyla İsa mesihin yüzünü aydınlatıyordu. 

Ben de bu sırada huşu içinde saf saf ortalığı gözlerken aklıma çantamdaki çakı geldi. “4 müslümanın karıştığı suikastte ayini yöneten kardinal 72 yerinden bıçaklanarak öldürüldü.” manşeti gözümün önünden geçti. Neticede bir müslüman olarak Hristiyan aleminin kalbinde yanımda bir çakıyla ayine katılmıştım. “islamophobia”nın Avrupa'ya tekrar yayılması ve tüm dünyada manşet olmak için aramda sadece 20 metre vardı belki de. 

Fakat ben doğru yolu seçmiş ve birer birer zamm-ı sureleri okumaya başlamıştım. yarım saat süren efkaristiya ayinin ardından bu sefer kutsama işlemine geçilmişti. Efkaristiya ise basitçe ekmek ve şarap ayini demekti ve mezhep gözetmeksizin hatta yezidilerde bile kutsal sayılıyordu. Her sıradan bi kaç kişi kardinalin yanına gidiyor ve yine kardinal tarafından altın kaseden alınan ekmeği ağzına atıyordu. 

image

Ekmek diye verdikleri de bu yani. Vakfıkebir ekmeği beklemeyin sakın. Kardinalin yanına vardığımda ekmeği ağzıma koymuş ve istavroz çıkararak dua etmişti. sakrament ekmeği adı verilen bu çerezcik ayinler için özel yapılıyor ve kağıttan da pek bi farkı yok. Dikkatimi çeken bir başka husus ise ayinde şarap bulunmamasıydı. E tabi adamlarda haklı, her gelene bi fırt çektirseler ülke ekonomisi dibe vurur sanıyorum. 

Baba-oğul-kutsal ruh triyosunda geçen dakikaların ardından dışarı çıktığımda ise palyaço kılıklı adamların etrafta dolaştığını gördüm. Kente sirk geldiğini düşündüm önce ama o uhrevi ortam dağılıp kafam yerine geldikten sonra bunların İsviçre Muhafızları olduklarını hatırladım.

image

1506 yılından beri 110 kişilik bir ordunun koruduğu Papalık mertebesi gelenekler bozulmasın diye orduyu olduğu gibi bırakmış. Fotoğrafta “bronz kapı”nın önünde mızrakla nöbet tutan askeri görüyorsunuz ki yolun devamı da papanın odasına çıkıyor. Tarihte papalık devletine başkaldırmayan tek ülke İsviçre olduğundan muhafızlar 500 senedir papayı koruyorlar. 

Bu şirin ölüm makinelerini de selamladıktan sonra Vatikan Müzesi'ne gitmek adına yola çıktık. müzeye ulaşmak için yaklaşık 15 dk kadar ülke etrafından yürümek gerekiyor ki duvarları izleyerek kolayca bulabilirsiniz. 

image

20 metre yüksekliğindeki bu duvarlar ülkeyi bildiğimiz yaşantıdan soyutluyor adeta. İçeride papa ağzında purosuyla golf oynayıp mojito mu içiyor acaba düşünmedim de değil hani. Duvarlar bu akdar kalın ve yüksek olunca insanın aklından onlarca şey geçiyor tabi. 

image

Öğleden sonra 4 e kadar açık olan müzeye giriş 8€. Tabi biz akşam yedi buçukta gittiğimizden doğal olarak kapalıydı ve bizde müzenin karşısındaki merdivenlerden inerek “via candia” caddesini geçerek “cipro” dan metroya bindik. “spagna” da indiğimizde gece çökmeye başlamıştı. bizde günün yorgunluğunu atmak adına serinleyen havada ispanyol merdivenlerine kurulduk ve romanın tadını çıkardık.

siz siz olun st. peter bazilikasını görmeden, vatikana bağış yapmadan, sistine şapeline gezmeden ve ölmüşlerinizin ruhuna bi fatiha okumadan dönmeyin derim..

19.08.2013

Vatikan fotoğraf albümüne  ulaşabilirsiniz.

Önceki: Üsküp
Sonraki: Viyana
Yurtdışı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat
Site İçi Arama

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Omnportal